İçeriğe atla

Bahar Teacher Academy'nin Premium Yabancı Dil Modeli Artık Ankara'da!

Bahar Teacher Academy'nin Premium Yabancı Dil Modeli Artık Ankara'da!

Bahar Teacher Academy'nin Premium Yabancı Dil Modeli Artık Ankara'da!

Bahar Teacher Academy'nin Premium Yabancı Dil Modeli Artık Ankara'da!

Bahar Teacher Academy'nin Premium Yabancı Dil Modeli Artık Ankara'da!

Bahar Teacher Academy'nin Premium Yabancı Dil Modeli Artık Ankara'da!

Bahar Teacher Academy'nin Premium Yabancı Dil Modeli Artık Ankara'da!

Bahar Teacher Academy'nin Premium Yabancı Dil Modeli Artık Ankara'da!

Bahar Teacher Academy'nin Premium Yabancı Dil Modeli Artık Ankara'da!

Bahar Teacher Academy'nin Premium Yabancı Dil Modeli Artık Ankara'da!

Bahar Teacher Academy'nin Premium Yabancı Dil Modeli Artık Ankara'da!

Bahar Teacher Academy'nin Premium Yabancı Dil Modeli Artık Ankara'da!

Erken Çocuklukta Dil Gelişimi

Çocuklarda İkinci Bir Dil Öğrenmeye Başlamak İçin Doğru Zaman

ile Abdullah Yıldız 0 yorumlar

1. İkinci Dil Öğreniminde Zamanlama Neden Önemlidir?

Dil; iletişim, kültür ve bilişsel gelişime açılan kapıdır. Ebeveynler ve eğitimciler için en sık sorulan sorulardan biri şudur: Bir çocuk ikinci bir dili öğrenmeye ne zaman başlamalıdır? Bazıları başka bir dille çok erken tanışmanın çocuğun kafasını karıştırabileceğinden veya anadil gelişimini geciktirebileceğinden endişe ederken, diğerleri ne kadar erken olursa o kadar iyi olacağına inanmaktadır. Bilimsel araştırmalar, ikinci bir dile erken maruz kalmanın son derece faydalı olduğu fikrini büyük ölçüde desteklemektedir, ancak en uygun zamanlama ve yöntemler hala gelişim aşamalarına ve öğrenme ortamlarına göre değişmektedir.

İkinci dil edinimini etkileyen en önemli faktörlerden biri, beynin uyum sağlama, yeni bağlantılar kurma ve bilgiyi özümseme yeteneği olan beyin plastisitesidir. Sinirbilim ve dilbilim alanında yapılan çalışmalar, yedi yaşın altındaki çocukların, beyinleri dilsel girdiye daha açık olduğu için birden fazla dili doğal yollardan edinme konusunda benzersiz bir avantaja sahip olduklarını göstermektedir (Kuhl, 2010). Ancak bu, daha sonra bir dil öğrenmenin imkansız olduğu anlamına gelmez; sadece çocuk büyüdükçe sürecin daha zahmetli ve yapılandırılmış hale geldiği anlamına gelir.

Bu yazıda, bilimin ikinci bir dil öğrenmeye başlamak için en iyi yaş hakkında ne söylediğini, çocukların dil yeteneklerinin zaman içinde nasıl değiştiğini ve iki dile maruz kalmayı geciktirmenin zorluklarla birlikte gelip gelmediğini ele alacağız. 

2. Kritik Dönem Hipotezi: Erken Dil Öğreniminin Arkasındaki Bilim

İkinci bir dille erken tanışmanın avantajlı olduğuna dair en ikna edici nedenlerinden biri, beynin çocukluk döneminde zahmetsizce dil edinme konusundaki doğal yeteneğidir. Dilbilim ve sinirbilim alanlarında uzun zamandır yaşın dil edinimini nasıl etkilediği araştırılmaktadır ve bu alandaki en etkili teorilerden biri Kritik Dönem Hipotezidir (Lenneberg, 1967). Bu hipotez, yaklaşık olarak doğum ile ergenlik arasında, beynin dil öğrenmeye en açık olduğu biyolojik olarak belirlenmiş bir dönem olduğunu öne sürer. Bu dönemden sonra, yeni bir dil edinmek -özellikle de anadil benzeri telaffuz ve akıcılık elde etmek- önemli ölçüde daha zor hale gelir.

 Dil Öğreniminde Beyin Plastisitesinin Rolü

Beyin plastisitesi (nöroplastisite), beynin yeni sinirsel bağlantılar kurarak kendini yeniden organize etme yeteneğini ifade eder. Bu yetenek erken çocukluk döneminde zirveye ulaşır ve küçük çocukların tıpkı yürümeyi ya da yüzleri tanımayı öğrendikleri gibi dilleri de doğal bir şekilde özümsemelerini sağlar (Kuhl, 2010). Fonksiyonel MRI (fMRI) taramaları kullanılarak yapılan çalışmalar, 7 yaşından önce ikinci bir dil öğrenen çocukların hem anadillerini hem de ikinci dillerini aynı beyin bölgelerinde işlediklerini, buna karşın yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde ikinci bir dil öğrenen yetişkinlerin beynin farklı, daha fazla çaba gerektiren bölgelerini aktive ettiklerini göstermiştir (Johnson & Newport, 1989).

Bu, yetişkinler dilbilgisi kuralları ve kelime alıştırmaları gibi bilinçli öğrenme stratejilerine daha fazla ihtiyaç duyarken, küçük çocukların tıpkı anadillerinde yaptıkları gibi, maruz kalma yoluyla bilinçsizce dil edindikleri anlamına gelir. Aşağıda bu çıkarımı destekleyen bazı araştırmalar örneklendirilmiştir.

- Johnson & Newport (1989): İkinci dil edinimi üzerine yapılan bu klasik çalışma, 7 yaşından önce İngilizce öğrenmeye başlayan bireylerin anadil benzeri dilbilgisel doğruluğa ulaştığını, daha sonra başlayanların ise artan yaşla birlikte azalan yeterlilik sergilediğini ortaya koymuştur.

- Flege (1999): Fonetik edinim üzerine yapılan bir çalışma, ergenlikten önce ikinci bir dil öğrenen kişilerin, daha sonra öğrenenlere kıyasla önemli ölçüde daha anadil benzeri telaffuzlara sahip olduğunu göstermiştir.

- Kuhl (2010): Bebeklerin dil algısı üzerine yapılan araştırmalar, bebeklerin tüm insan konuşma seslerini ayırt etme yeteneğiyle doğduklarını, ancak ilk doğum günlerinde ana dillerinin seslerinde uzmanlaşmaya başladıklarını göstermiştir. İkinci bir dile erken yaşta maruz kalmak, anadil dışındaki sesleri ayırt etme ve üretme yeteneğinin korunmasına yardımcı olur.

Kritik Dönem Çocukluktan Sonra Neden Azalır?

Erken çocukluk döneminden sonra, beyin yapısındaki değişiklikler örtük öğrenme yeteneklerini azaltır, yani diller doğal özümseme yerine açık talimat ve uygulama yoluyla öğrenilmelidir (Birdsong, 2006). Bu değişim aşağıdakiler nedeniyle gerçekleşir:

Azalan nöral plastisite - Beyin esnekliğinin bir kısmını kaybeder, bu da yeni fonetik ve gramer yapılarının edinilmesini zorlaştırır.

Bilinçli öğrenmeye artan ihtiyaç - Daha büyük çocuklar ve yetişkinler analitik becerilere daha fazla dayanmak durumunda kalır, bu da ikinci dil öğrenmeyi daha bilinçli bir çaba haline getirir.

Yerleşik birinci dil hakimiyeti - 7 yaşına gelindiğinde, beyin zaten bir dil sistemine öncelik vermiştir, bu da aksan veya gramer müdahalesi olmadan başka bir dili tam olarak entegre etmeyi zorlaştırır (Hakuta, Bialystok ve Wiley, 2003).

3. Yaşa Dayalı Dil Öğrenme Kilometre Taşları: Ne Zaman ve Nasıl Başlamalı?

İkinci bir dili öğrenme becerisi çocuk büyüdükçe gelişir, bu da dile maruz kalma için en iyi stratejilerin yaşa göre değiştiği anlamına gelir. Kritik Dönem Hipotezi, öğrenmenin ergenlikten (yaklaşık 12 yaş) önce en kolay olduğunu öne sürse de, dil edinimi söz konusu olduğunda farklı yaş gruplarının farklı güçlü yönleri ve zorlukları vardır. Bu bölümde, ikinci dil öğrenimini yaşa dayalı kilometre taşlarına ayırarak, her aşamada ebeveynler ve eğitimciler için en iyi yaklaşımları özetleyeceğiz.

0-2 Yaş: Pasif Maruz Kalma ve Alıştırma

Bu Aşamada Neler Olur?

Anne karnında altıncı aydan itibaren bebekler bebekler, fonetik duyarlılık olarak bilinen bir beceri olan tüm insan konuşma seslerini tanıma ve ayırt etme yeteneğine sahiptir (Kuhl, 2010). Bununla birlikte, 9-12 ay arasında bebeklerin beyinleri en sık duydukları seslerde uzmanlaşmaya başlar; bu da ilk iki yılda birden fazla dile maruz kalmanın farklı fonetik kalıpları algılama ve üretme yeteneklerini korumaya yardımcı olduğu anlamına gelir (Flege, 1999).

Bu yaş grubu için dil edinimini destekleyici bazı stratejiler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Pasif Maruz Bırakma: Bebeği doğal dil girdisi ile çevreleyin (şarkılar, tekerlemeler, iki dilli resimli kitaplar).

Tek Kişi-Tek Dil Yaklaşımı (OPOL): Bir ebeveyn veya bakıcı sadece ikinci dilde konuşurken, diğeri ana dilde konuşur. Bu tür bir uygulama için konuşulan dillerden birinin yaşanan coğrafyada birinci dil olarak kullanılıyor olması önem arzeder.

Duyarlı Etkileşim: Bebekle her iki dilde de konuşun, nesneleri adlandırın ve eylemleri tanımlayın (“Bak, burada bir top var! Büyük ve kırmızı!”).

📌 Temel Çıkarım: Erken maruz kalma fonetik algıyı geliştirir ve beyni iki dilliliğe hazırlar. Odak noktası, çocuğu kelime üretmeye zorlamak yerine dinleme, etkileşim ve ses tanıma olmalıdır.

2-4 Yaş: Taklit ve Oyun Temelli Öğrenme

Bu Aşamada Neler Olur?

Bu yaşta çocuklar kelime dağarcıklarını hızla genişletir ve basit cümleler kurmaya başlarlar. Ayrıca iki dil arasında ayrım yapma becerisi de geliştirirler, yani “köpek” ve “dog” kelimelerinin aynı hayvana atıfta bulunduğunu anlayabilirler (Johnson & Newport, 1989).

Bu yaş grubu için dil edinimini destekleyici bazı stratejiler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Şarkılar ve Tekerlemeler: Kelime bilgisini pekiştirmek için tekrar ve ritim kullanın (örneğin, İngilizce Twinkle, Twinkle Little Star ve Türkçe Mini Mini Bir Kuş Donmuştu).

Rol Yapma: İkinci dilde rol yapmayı teşvik edin (örneğin, İngilizce ifadeler kullanarak alışveriş yapıyormuş gibi yapmak).

İnteraktif Kitaplar ve Flash Kartlar: Görsel yardımcılar, kelime-nesne ilişkilerini güçlendirmeye yardımcı olur.

Basit Konuşmayı Teşvik Edin: “Bu nedir?” diye sormak yerine ”Bu bir elma! Kırmızı!” deyin ve çocuğun doğal bir şekilde tekrar etmesine izin verin. Hiçbir şekilde sizin istediğiniz şekilde söylemesi konusunda baskı yapmayın. Dil edinimi araştırmalarının bir ortak noktası da çocukların verilen düzeltmeleri göz ardı ettikleri ve buradaki hatalara odaklanmadıkları bulgusudur.

📌 Temel Çıkarım: Bu aşamadaki çocuklar taklitçidir, bu nedenle etkileşimli ve oyuna dayalı yöntemler en iyi sonucu verir. Hataları çok katı bir şekilde düzeltmekten kaçının - teşhir ve cesaretlendirme mükemmellikten daha önemlidir. Başarıları pozitif şekilde takdir edilmeli, ancak aşırıya kaçılmamalıdır.

4-7 Yaş: Yapılandırılmış Öğrenme ve Akıcılık Geliştirme

Bu Aşamada Neler Olur?

Bu dönem ikinci dil öğrenimi için altın dönem olarak kabul edilir. Bu yaştaki çocuklar dilbilgisi kurallarını sezgisel olarak özümseyebilir, karmaşık cümleler kurabilir ve yeterli girdiye maruz kalırlarsa anadili gibi telaffuz edebilirler (Flege, 1999).

Bu yaş grubu için dil edinimini destekleyici bazı stratejiler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Çift Dilde Hikaye Anlatımı: Aynı kitabı her iki dilde okuyun ve tartışın. Kitaptaki hikaye akışını doğrudan metne bağlı kalmadan anlatın, doğru bir cevap beklemediğiniz ve belirli bir doğru cevap vermek zorunda kalmadığını hissettirecek açık uçlu sorular sorun ve kendi hızında tartışarak keşfetmesine izin verin.

Grup Etkileşimi: Hedef dili konuşan çocuklarla oyun buluşmaları düzenleyin. Günümüzde oldukça yaygın olan oyun grubu veya kitap okuma kulüpleri gibi etkinliklere katılarak akran etkileşimi ve psiko-sosyal becerilerini destekleyebilirsiniz.

Basit Dilbilgisi Farkındalığı: Dilbilgisini açıkça öğretmek yerine, doğru kullanımı modelleyin (örneğin, “he running” dediğinde “yes! He IS running” diyebilirsiniz. Böyle söylemeye zorlamayın ama doğrusunu duyduğundan emin olun).

Sürükleyici Öğrenme Etkinlikleri: Ekran maruziyetinden kaçınmıyorsanız medya kullanın (çizgi filmler, şarkılar, yaşa uygun dil uygulamaları). Şarkı ve çizgi filmlerde özellikle fiziksel aktivitelere odaklanarak bu kelimelerle fiilleri eşleştirebilirisiniz. (Örneğin, ‘jump little bunny, jump! jump! jump!’ şarkısında tavşan rolü yaparak ona zıplamayı, bazı hayvanların zıpladığını, tavşanın zıplayan bir hayvan olduğunu, nerede yaşadığını vs öğreterek kazanımlar sağlayabilirsiniz).

📌 Temel Çıkarım: Bu, yapılandırılmış ancak doğal dile maruz kalma yoluyla akıcılığı pekiştirmek için en iyi zamandır. Bir çocuk bu aşamada iki dilli eğitime kaydolursa, anadil benzeri yeterliliğe ulaşma şansı son derece yüksektir.

7+ Yaş: Bilinçli Öğrenme ve Olası Zorluklar

Bu Aşamada Neler Olur?

7 yaşından sonra dil öğrenimi bilinçaltı özümsemeden bilinçli çabaya doğru kaymaya başlar (Lenneberg, 1967). Öğrenme hala mümkün olsa da, çocuklar içgüdüsel öğrenmeden ziyade ezberlemeye, gramer kurallarına ve yapılandırılmış derslere daha fazla ihtiyaç duymaya başlarlar.

Bu yaş grubu için dil edinimini destekleyici bazı stratejiler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Gerçek Hayat Pratiği: Seyahat deneyimleri, konuşma partnerleri ve online etkileşimler akıcılığı artırabilir. Günümüz internet dünyasının kirliliği değerlendirildiğinde, bu uygulamalar ebeveyn süpervizörlüğünde olmalıdır.

Formal Dersler ve Dilbilgisi Öğretimi: Bu yaştaki ve daha büyük çocuklar yapılandırılmış derslerden ve dil kurallarının açıklamalarından faydalanabilir.

Yazma ve Konuşma Alıştırmaları: Günlük tutmayı, hikaye anlatmayı ve ikinci dilde sözlü sunumlar yapmayı teşvik edin.

Medya Tabanlı Öğrenme: Kitaplar, sesli kitaplar, filmler ve interaktif uygulamalar öğrenmeyi ilgi çekici hale getirebilir.

📌 Temel Çıkarım: Dil öğrenimi bu aşamada hala mümkündür, ancak daha yapılandırılmış öğretim ve bilinçli çaba gerektirir. Ebeveynler ve eğitimciler, öğrenmeyi etkili hale getirmek için pratik, motivasyon ve daldırmaya odaklanmalıdır.

4. Bir Çocuk 7 Yaşından Sonra Öğrenmeye Başlarsa Ne Olur? Çok mu geç?

Birçok ebeveyn, çocukları 7 yaşından önce ikinci bir dile maruz kalmadıysa, başarılı bir dil edinimi fırsatını kaçırdıklarından endişe eder. Erken çocukluk döneminin yeni bir dil öğrenmek için en uygun dönem olduğu doğru olsa da, araştırmalar bu yaştan sonra ikinci bir dil öğrenmenin hala mümkün olduğunu gösteriyor ve sadece bazı farklılıklar geliştiğinin altını çiziyor. Önemli olan, daha sonra öğrenmenin getirdiği zorlukları anlamak ve başarıyı sağlamak için doğru stratejileri uygulamaktır.

Ebeveynler ve Eğitimciler Neler Yapabilir?

Günümüzde birçok ebeveyn, kafa karışıklığı, ilk dilde gecikmeler veya akıcılık eksikliği gibi endişelerle ikinci bir dili tanıtmaktan çekinmektedir. Ancak araştırmalar, iki dilliliğin genel dilsel ve bilişsel becerileri engellemek yerine güçlendirdiğini kanıtlamıştır.

Bahar Teacher Academy bünyesinde olduğu gibi, eğitimciler de dil açısından zengin ortamlar oluşturarak, oyun temelli öğrenmeyi kullanarak ve akran etkileşimlerini teşvik ederek iki dilliliğin geliştirilmesinde önemli bir rol oynarlar. Dil ediniminde en önemli faktör, sadece başlangıç yaşı değil, maruz kalmanın kalitesi ve tutarlılığıdır.

📌 Sonuç olarak:

💡 Çocuğunuz 7 yaşın altındaysa, şimdi başlayın - öğrenmenin en kolay ve en doğal zamanı!

💡 Çocuğunuz daha büyükse, endişelenmeyin - yapılandırılmış öğrenme ve motivasyon başarıya götürecektir! Siz de daha fazla geç kalmadan doğru şekilde yapılandırılmış eğitimlere başlayın.

💡 Ebeveyn veya öğretmenseniz, ilgi çekici ve anlamlı bir dil ortamı oluşturun!

İki dilliliğe giden yolculuk mükemmellikle değil, ilerleme, keyif ve anlamlı etkileşimlerle ilgilidir. İster şarkılar, hikayeler, konuşmalar veya oyun yoluyla olsun, bir çocuğa verebileceğiniz en iyi hediye birden fazla dilde iletişim kurma fırsatıdır.

Biz Bahar Teacher Academy bünyesinde yabancı dil eğitimlerine 17 ay itibariyle başlıyoruz. Bu, çocukların bir yetişkinle iletişime geçmek, komut almak ve takip etmek, derslerimiz kapsamında sunduğumuz girdilere uygun psikolojik ve bilişsel seviyelere eriştiği dönemdir. Bahar Teacher Academy bünyesinde yürüttüğümüz faaliyetler, yukarıda bahsedilen bağlam ve durumlardan bağımsız değerlendirilmeli; aile içinden olmayan eğitmen tarafından yapılacak ve doğal olarak belirli sosyal etkileşimler ve etkinlikler gerektiren oyun temelli ders süreci, aile içi dinamiklerden farklıdır.

 

Referanslar

1.         Birdsong, D. (2006). Age and second language acquisition and processing: A selective overview. Language Learning, 56(1), 9-49.

  1. Flege, J. E. (1999). Age of learning and second language speech. Second Language Acquisition and the Critical Period Hypothesis, 9, 101-131.
  2. Hakuta, K., Bialystok, E., & Wiley, E. (2003). Critical evidence: A test of the critical-period hypothesis for second-language acquisition. Psychological Science, 14(1), 31-38.
  3. Johnson, J. S., & Newport, E. L. (1989). Critical period effects in second language learning: The influence of maturational state on the acquisition of English as a second language. Cognitive Psychology, 21(1), 60-99.
  4. Kuhl, P. K. (2010). Brain mechanisms in early language acquisition. Neuron, 67(5), 713-727.
  5. Lenneberg, E. H. (1967). Biological foundations of language. New York: Wiley.

 

Önceki gönderi
Sonraki gönderi

Yorum bırakın

Lütfen yorumların yayınlanmadan önce onaylanması gerektiğini unutmayın.

Abone olduğunuz için teşekkürler!

Bu e-posta kaydedildi!

Görünümü satın alın

Seçenekleri seçin

Seçeneği düzenle
Back In Stock Notification
Şartlar ve koşullar

Seçenekleri seçin

this is just a warning
Giriş yapmak
Alışveriş Sepeti
0 öğeler